Bir Uğraşının Hikayesi
I.

Hayır, aşk mücadele değil!
Yeter artık boşu boşuna uğraşma
O, ilk göz göze geldiğimizde başladı telaşe
Seferberlik zamanı tedirginliğini
Yükleyip bakışlarına, en keskin
Ve en ihtiyat zabiti süngüsünde
Vurdun ya yüreğime
Büyüdü sevda çınarı o ışıklarla
Kökleri ulaştı en ücra hücrelere
Sökemezsin, yıkamazsın, kesemezsin
Görmezden gelme baltalarıyla savaşma
Yeter artık, uğraşma!


II.

Hayır, aşk mücadele değil!
O, ilk ?bu kadar yeter? ısyanında
Dut yaprakları arasında, ipekböceği gibi
Devam ediyordun
Işığa koşan pervane misali
Ve en anafor caziben
Döndürüp duruyordu etrafında
İlk vuslat vaktinde, hayretle
?Sen miydin o? diyordun
Teferruat benden başka her ne varsa
Acele etme, böyle sırnaşma
Yeter artık, uğraşma!


III.

Hayır, aşk mücadele değil!
O ilk ellerini tutuğumdaki cereyan
Marşına basılmış motor gibi ateşledi
Bir günebakan gibi döndüm yönümü
Gayrı sen güneşsin
Ve en alacalı zamanlar bile
Çeviremezsin yüzümü
Görünmese de kıyamete kadar baki güneş
Su yürüdü bir kerre en ücra dallara
Aşk batağı bu çıkamazsın, dolaşma
Yeter artık, uğraşma!


IV.

Hayır, aşk mücadele değil!
Boşuna mı eziyetti
Küçük parktaki kaçamak buluşmalar
Kırlangıç zikzağında giderdik
Aç kurt gözü keskinliğinde dolaşırdı bakışlar
İyice yanaşıp, yan yana oturduğumuzda
Kof muydu, sağlama yaslanma rahatlığı
Şubat ayazı mıydı beni tir tir titreten
Yüreğimin silkelemesidir mutlaka
Ve en saadetli heyecanlarla
Her yerinle ritim tutardın bu sallantıya
Darmadağın etseler de küçük parkı
Yükselse yerinde bir beton yığını
Kelebek kanadında titreyişler
Kaskatı durmaya çalışma
Yeter artık, uğraşma!


V.

Hayır, aşk mücadele değil!
Evet, çok riski vardı birlikteliğimizin
Tetikteydi ekmek dağıtan kapılar
Bir gören olsa, bir duyan olsa
Barınamazdık gök ?kubbe?nin altında
Sığınıp tanrının merhametine
Ve bir avuç kum atıp üstüne nöbetçilerin
Geçer giderdik mayınların arasından
Fıldır fıldır bakan gözlerden kurtulup,
Geçince ?baraj? sınırını
Tavşanlar gibi çalılar arasına sokulurduk
Üniformalıların düdüklerinden
Tıpır tıpır etse de yüreğimiz
Koca koca sopaların gölgelerine rağmen
Denerdik her fırsatta, derleme-toplamayı
Çoban ateşi yakardım açığa, yağmur yağarken
Üstüne yapışmış elbisenin kıvrımlarında
Alevlerin ritmiyle dolaşırdı gözlerim
Mecusi tapınağı gibiydi dağ, bayır
Hiç sönmedi ateş
İsine, dumanına bulaşma
Yeter artık, uğraşma!


VI.

Hayır, aşk mücadele değil!
Onlarca mübareze peydah oldu bu meydanda
Nice serbülend pehlivanlar çıktı da,
Hiç kaale almadım ben
Yüreğim çeviriyordu bileğimi
En zülfikar sevdaya hasım mı olur
Deve yürüyüşüydü belki de yolculuğumuz
Ve en paha biçilmez hazine bu kervanın yükü
Nice harami saldırsa da sağdan, soldan
Ne darboğazlar, ne uzun çöller
Yol boyu tükenmez azığı, bitmez suyu
Varıp ulaşacak menzil-i maksuda
Devireceğim bütün silahşorları upuzun
Gördüğün serapların ardına aşma
Yeter artık, uğraşma!


VII.

Hayır, aşk mücadele değil!
O, ilk güneşimin tutulmasında
Zifiri zulmetlerde kaldım da, umarsız
Işık edindim kendime, dişlerimin gıcırtısından
Bir bakmalık yakındaydı, biliyordum
Yine de görmüyordum, göstermiyordun
Ömrünü tüketemez geyikler bu şehirde
Etle besleniyorlardı, kızıyordum
Sağmal inek çobanı mıydın sen
Döke-saça süt taşıyordun öte yakaya
Tepedeki taşa yaslanmış, taş gibi duruyordum
Çönelerin fitne-fücurundan
Toprağı sıkıyordum, otları eziyordum
Baştan mı belliydi bu ağılın dağılacağı
Boş yere taşları üst üste diziyordun
Az geri dur, bu kadar yanaşma
Yeter artık, uğraşma!


VIII.

Hayır, aşk mücadele değil!
Göçmen kuşların ardına takılıp,
Çekip gitmiştim güneye doğru
Belki de tutup götürdüler elsiz-ayaksız
Heyula gibi aramıza girdi sıradağlar
Bol kıvrımlı uzaklıkların ardında kaldı umut
Nefti bir kalabalığın arasında,
Durmadan kuzey türküleri çığırıyordum
Ve her gece yıldızları alıp karşıma,
Senden haber soruyordum
En hasret duygular yükleyip ışıklarına
Ve en titrek selamlar salıyordum
Sen, göç etmeyen serçeler gibi
Kar eşeliyordun
Döneceğimden o kadar emin değildin de
Niye baharı bekliyordun
Kuzey tutkunu bir serseriydim ben
Kar vardır orda hala, etraf bembeyazdır
Temizdir, bulanmamış düşlerim kadar
Ya da güneşin pırıltılarına uyup damlalar
Özlem ninnileri çalan sazdır
Halbuki hoyrat kaçamaklar sinsice
Tuz-buz edip kardan adamları
Kuzeyi baştan başa çamurla boyuyordun
Ve bilmeden ne yaptığını, inadına
Yer değiştiriyordun
Bilmediklerinle kucaklaşma
Yeter artık, uğraşma!


IX.

Hayır, aşk mücadele değil!
Bir daha tutulduydu güneş, hem de ay
Asfaltların katılığı eklendi, karanlığın karasına
Ebleh yüzlerde mesafelerin sakalları
Kara bir çadırdı; beyaz güvercinleri hapseden
Üstüme üstüme geldi koskoca şehir
Kaçıp büyük büyük binaların arkasına,
Küçücük bir kulübeye sığıştırdım heveslerimi
Daracık bir çile hane sayıp dünyayı,
Topladım çırpınan kanatlarımı
Olmayanı görmek zaten muhal ya
Lakin gözleri kapalıyken de görüyor insan
Yedi tepeli şehrin en yüksek tepesinden
Hep bu tarafa bakıyordun
Ne kadar tecrübe etsen
Burdan kopamıyordun
Hiç telaşe etmedin mi kale kapılarında
Aslına rücu etmek elzemdi, biliyordun
Benliğine sataşma
Yeter artık, uğraşma!


X.

Hayır, aşk mücadele değil!
O, ilk geri döndüğün zaman
Kaçıncı bahardı, o en güzel bahar
Bütün dalını, yaprağını yeniden açıyordun
Sıkıştırılmış muştular uçuştu etrafa
İhya etmeye yettiydi, kaporası bile
Süt kuzularının salınması,
Nehrin denize varması gibi doymanın tadındaydık
Ahmak ıslatan yağıyordu saadet
Ne kadar aydınlıktı ?İskele Sokağı?nın başı
Daracık odalarda haz ikram ediyordun
Ampulsüz aydınlıkları yaşıyorduk geceler boyu
En zevkli çıtırtılarla,
Huzur ısınıyorduk
Ve en zahmetli günlerin maişetini güdüyorduk
Yedi tepeli şehirde mi alıştıydın lükse
Cepkenimin boş cebindeki söküğü
Ve ?bazlama? pişirirken terlediğin huzuru
Mekanik bir konfor acılığına bıraktın
Rahmet ve zahmet tedirginliği,
Kararsızlığın sürüncemesine takılıp gitti
Daha rahat meylinin kasisleri
Ahengi eskitti
Sertçe yağan kar kapatırken ?İskele Sokağı?
Sen hala, ?yaz bitmedi? diyordun
Mevsimlerin seyrine karışma
Yeter artık, uğraşma!


XI.

Hayır, aşk mücadele değil!
Ne de çok tutulur bu güneş,
Niye kararır ikide bir okyanusların yüzü
Silindiği yetmedi üstüne yazılan yazının
Bütün buzları eritti, yok etti ihanet
Tek damla bile su kalmadı zannettim o sıra
Diz boyu kan olmalıydı etraf,
Boğuluyordum
Bir katre yaş çıkmasa da gözlerimden
Cayır cayır bir yangınla
Ağlıyor, ağlıyordum
Kafamdaydı en dargın nedametler
Ve en kanlı parçalanmışlıkta yüreğim
?Ey Tanrım, değseydi bari?
Ve ?Ey kahpe dünya!? diyordum
Hayat uçup gitmişti bedenimden
Kendi sınırlarımda uzatılmış bir cenazeyim
Zannediyordum
Bu kadar yanaştın da bu kanıya,
Tam mührü basarken kaçırdın altından
Artık istersen ömrün boyunca dene
Yeniden doldurdu sevda, denizleri damla damla
Bu yelkenli varacak o limana
Bir bardak suda fırtına koparmanın alemi ne
Gayrı durulma zamanı
Lök gibi bir asudeliğe mecbur
Ve hayat harmanının hasadına memuruz
Şimdi iş vakti, sıvışma
Yeter artık, uğraşma!


XII.

Hayır, aşk mücadele değil!
Hep istediğiniz gibi sürmez bu devran
En umulmadık vakitte gelir yağmur kuşları
Dağılır serseri kurşunlar sağa-sola,
Çürür çok katlı pastalar
İnip-çıkmaktan bitkin düşersin nihayet
Dolanma bu ormanın kralı emniyetinde
Sabır taşır karıncalar ufak ufak
?Fındık kırma?ya da muhtaç değil miyiz
Hep mi kaldırım taşlarını sayacağım
Bir de bakarsın, bir deli boran olur
Yırtılır en sağlam yamacın bağrı
Yanıp tutuşmaya başlarsın farkında olmadan
Tükenir biri kapanınca diğeri açılan kapılar
Banknotların üstüne oturur, ağlarsın
Sırf gitmiş olmak için ayrılacağım
Yakarım gemileri, boğazı geçdikten sonra
Boşluğun kütlesi çöreklenir kalır da önüne
?Neden? diye sorarsın
Sorumsuzluk neymiş anlarsın
Dolap beygiri gibi dolaşma
Yeter artık, uğraşma!



XIII.

Hayır, aşk mücadele değil!
Birlikte boyamalıyız geleceği, olduğu kadar
-Katılmak ve denk gelmektir aşk-
En uyumlu renklerde görünecek manzara
Ve en yakışık çiftte, bir var
Hiç görülmedi nağmenin bunca ahengi
Bize çalacak enstrümanlar, keyifle
-Suların biteviye denize koşmasıdır aşk-
Ne kadar zevk varsa, hepsini alacağız
Capcanlı gönül sükuneti dolduracak çevreyi
Başımın üstünde taşıyacağım gaileni,
Yüreğimdeki kadar
-Razı olmak ve katlanmaktır aşk-
Acıkmış bebelerin memeye höykürdüğünce
Koşup, yapışacağız teslimiyete
-Önceden tespit edilmiş yazgıdır aşk-
Alternatifi yok, böyle istemiş Tanrı!
Göstereceğiz aleme; sevda neymiş
-Bir olmak, birde durmaktır aşk-
Sen bana yegânesin nazlı yar
Gayrı dur, boş yere koşma
Yeter artık, uğraşma!
Hünkar Dağlı

Şiirle Büyüyen Bir Dünya | http://www.siir.sevdaligul.com